İşçinin Rekabet Yasağını İhlal Etmesi Durumunda Görevli Mahkeme Hangisidir ?

rekabet-yasagi-gorevli-mahkeme

rekabet-yasagi-gorevli-mahkeme

 

Bir işyerinde satış ve pazarlama bölümünde çalışan personelin şirketin müşteri bilgileri ile satış tekniklerine, üretimde veya argede çalışan personelin ise üretim sırlarına ulaşması doğaldır. İşverenler bu sebeple bu türlü kritik noktalarda çalışan personelin, kendi işyerlerinden ayrıldıktan sonra bir süre kendilerine rakip bir işletmede çalışmaması ve bu sayede kendisinden öğrendiği bilgileri rakiplerine aktarmaması için sözleşmelerine rekabet yasağı maddeleri koyabilir ve bu yasağın ihlalini bellirli miktarlarda cezai şarta tabi tutabilirler. 

Türk Borçlar Kanunu'nun 444.maddesine göre de; Fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir.

Rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir.

Rekabet yasağı maddesinin hangi hallerde geçerli olacağı başka bir yazının konusu olmakla beraber uygulamada rekabet yasağının ihlali durumunda işçiler aleyhine açılan cezai şartın tahsili davalarına hangi mahkemenin bakmakla görevli olduğu konusunda tereddütler yaşanmaktadır. 

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2013 yılında önüne gelen dosyada; rekabet yasağının ihlali sebebi ile cezai şart alacağı davasında görevsizlik kararı veren Yerel Mahkemenin kararının bozulmasının ardından direnme kararı verilmiş ve dosya Hukuk Genel Kurulu'nun önüne gelmiştir. 

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Rekabet Yasağı İhlali durumunda alacak davasına bakmakla görevli mahkemenin hangisi olduğuna dair vermiş olduğu  27.02.2013 tarih 2012/9-854 E ve 2013/292 K sy kararına konu olan olaylar şu şekilde gerçekleşmiştir. 

Davacı, davalı işçinin 01.12.2005-13.10.2008 tarihleri arasında işyerinde çalıştığını, iş sözleşmesi ve sonradan imzalanan rekabet yasağına aykırı davranmama taahhüdüne rağmen işçinin aynı alanda faaliyette bulunan başka bir firmada çalışmaya başladığı, rekabet yasağına aykırı davranışı nedeniyle davalıdan tazminat talebinde bulunmuştur.

Yerel Mahkemece görevsizlik kararı verilmiş ve Yargıtay 9. Hukuk Dairesi bu görevsizlik kararını bozmuştur. Bakırköy 13.İş Mahkemesi ise kararında direnmiştir. 

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararında 

Borçlar Kanunu 348.madde (Yeni Madde 444) düzenlenen rekabet yasağının, sözleşmenin sona erdikten sonraki dönemi kapsadığını ve hizmet akdi devam ederken hizmet akdinin genel hükümleri (Sadakat yükümlülüğü) ve haksız rekabet kurallarının uygulanacağını tespit etmiştir. 

Ayrıca; 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunu ( TTK )'nun 4.maddesinde;

“…Tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın: … ( 3. ) Borçlar Kanunu'nun, … rekabet memnuiyetine dair 348 ve 352, … maddelerinde; … tanzim olunan hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır.”

hükmü bulunmaktadır.

Maddenin gerekçesinde de belirtildiği üzere “öz ticaret hayatına mahsus olup ayrı bir ihtisas cephesi arzeden” hususlardan doğan davalar mutlak ticari dava olarak sayılmış olup; mutlak dava terimi, tarafların sıfatı veya işlem ve fiilin ilgili olduğu işletmenin ticari olup olmadığı olgusu dikkate alınmaksızın bu davaların kendiliğinden ticari dava niteliğini taşıdığını ortaya koymaktadır. Borçlar Kanunu'nda hizmetlinin rekabet yasağı ile ilgili 348-352 maddelerinden doğan davalar, rekabet yasağı kavramının ticaret mahkemesince daha isabetli olarak değerlendirilebileceği düşünülerek ticari sayılmıştır ( Poroy-Yasaman, Ticari İşletme Hukuku, Vedat Kitapçılık, 10. bası, s: 103-104 ).

Davacı tarafça davalının imzaladığı rekabet yasağı taahhüdü ile işten ayrıldığı tarihten itibaren iki yıl içinde ( şirket ana sözleşmesinde yer alan faaliyet konuları ve şirketin fiili faaliyet konuları çerçevesinde ) faaliyet göstermekte olduğu sektörlerde ve faaliyet konularında Ege Bölgesinde ve Marmara Bölgesinde faaliyet gösteren, Şirkete rakip olan veya olma potansiyeli bulunan veyahut bu konumda bulunan şirketlerle aralarında ortaklık ilişkisi bulunan ya da aynı şirketler grubu içersinde yer alan yerli veya yabancı şirketlerde veya işletmelerde hizmet veya vekalet akdi ile çalışmayacağını, bu şirket veya işletmelerde ortak olamayacağını, doğrudan veya dolaylı, bedeli mukabil veya bedelsiz olarak hizmet veya destek vermeyeceğini, danışmanlık veya işbirliği yapmayacağını, bu mahiyetteki şirketler kurmayacağını ve işletmeyeceği taahhüt etmesine rağmen akdin sona ermesinden sonra aynı alanda faaliyet gösteren başka bir şirkette çalıştığı ve böylece rekabet yasağını ihlal ettiği iddiasıyla işbu dava açılmıştır

Taraflar arasında düzenlenen “belirsiz süreli iş sözleşmesi” başlıklı ve 11.03.2008 tarihinde imzalanan rekabet yasağı taahhüdü ile davalı; iki yıl süreyle, Eldeki dava, davalının imzaladığı “rekabet yasağı taahhüdü” ile işten ayrıldığı tarihten itibaren iki yıl süreyle rekabet etmemeyi taahhüt etmesine karşın; akdin sona ermesinden sonra aynı alanda faaliyet gösteren başka bir şirkette çalıştığı ve rekabet yasağını ihlal ettiği iddiasına dayanmaktadır.

Davaya dayanak alınan taahhüdün işçi ile işveren arasında düzenlenmiş olması, bu taahhüt nedeniyle çıkan uyuşmazlığın iş hukuku kapsamında kaldığını kabule yeterli değildir. Zira, bu taahhüt iş akdinin sona ermesi halinde yapılmaması gereken bir hususa ilişkin olmakla, iş hukukunun düzenleme alanı dışında kalmaktadır.

Gerek davalı işçinin açıklanan taahhüdünün kapsamı, gerek davalının davacıya ait işyerinden istifaen ayrılmış ve başka bir işyerinde çalışmaya başlamış olması ve gerekse de davacının istemi ile davanın açıklanan özelliğine göre; davalının rekabet yasağını ihlal eden davranışının açık biçimde iş akdinin sona ermesinden sonraki döneme ilişkin bulunduğu; bu davranışın, hizmet akdinin sona ermesinden sonra gerçekleşen rekabet yasağına aykırılığı düzenleyen, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 444 ve 447 maddeleri ( mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 348.maddesi ) kapsamında değerlendirilmesi gerektiği açıktır.

Bu kapsamda yer alan uyuşmazlıklara ilişkin davaların ise, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 4/1-c. ( mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1-3. ) maddesi gereğince mutlak ticari dava niteliği taşıdığında duraksama bulunmamaktadır.

Mutlak ticari davaların görülme yeri ise, açık biçimde ticaret mahkemeleridir.

O halde, mutlak ticari dava niteliğindeki eldeki davaya bakma görevi de ticaret mahkemesine ait olup; yerel mahkemenin, asliye ticaret mahkemesinin davaya bakmakla görevli olduğundan bahisle, verdiği görevsizlik kararı usul ve yasaya uygun olup direnme kararının onanması gerekir. 

——————————————————————————————————————————————————————————————————————-

SONUÇ

1- İş sözleşmesinin devamı sırasında meydana gelen Rekabet Yasağının ihlali "Sadakat Borcunun ihlali" anlamına gelmektedir ve iş sözleşmesinin devamı sırasında meydana gelen bu olay sebebi ile açılacak davalarda görevli mahkeme İş Mahkemeleridir.

2- İş Sözleşmesi sona erdikten sonra sözleşmede yazılı ve geçerli bir rekabet yasağının ihlal edilmesi sebebi ile açılacak davalar öz ticaret hayatını ilgilendirdiği için mutlak ticari davalar olup Asliye Ticaret Mahkemeleri görevlidir.  

 

Avukat Eren Evren

           Okyay | Evren 

Avukatlık & Arabuluculuk Ofisi 

      www.okyayevren.av.tr

4 yorum

  1. Merhaba Eren bey: sözleşme süresinde hiçbir yerde çalışmadı. yani kendisi sigorta sirketinde müdürdü. işten istifa etti ve kendi iş yerini açtı. suanda faaatliyet de bulunan kendine ait bir işyeri mevcuttur.
    .

    1. ve ayrıca f maddesinde işveren işçiye nasıl 5 yıl bir kısıtlama getirebilir.yani nasıl olabilir bu iş. ve ayrıca kariyerini sigortacılık üzerine yapmış birisi nasıl başka bir işte çalışmmamayı taahhüt edebilir. işveren 5 yıl boyunca kendi cebinden mi karşılayacak kişinin masraflarını. yani Eren Bey sacma sapan bir olay var ortada

  2. Merhaba Amasyadan yazıyorum. Davalık bir konu var. Davalık konu işçi ve işveren arasındaki sözleşmeden kaynaklanıyor.
    Sözleşme Maliye Bakanlığı tarafından hazırlanan Belirsiz Süreli İş Sözleşmesi adı altında yer alıyor.

    İşçi ve işveren arasında Belirsiz Süreli İş Sözleşmesi bulunmaktır. Bu sözleşmeye ek te olarak

    e) İşçi iş sözleşmesi devam ettiği sürece, özel de olsa başka bir işte çalışmamayı taahüt eder, aksi halde 5.madde (f) bendi yaptırımları kapsamı bu bend içinde geçerlidir.

    f) İşçi, işveren ile sözleşmesi sona erse dahi, işverenin yazılı muvafakatı olmaksızın, (5) beş yıl içerisinde sigorta ve aracılık sektörünün hiç bir noktasında çalışmamayı taahhüt eder, aksi halde işverene minimum 12.800,00 avro (üzeri işveren tarafından belirlenir) bonservis bedeli, aynı zamanda maddi manevi tazminat ödemeyi peşinen kabul eder

    Sonuç olarak biz işçiyiz. Karşı taraf iki tane avukat tutmuştur.Bizde ise tek avukat bulunmaktadır.Ama danışma amaçlı bir çok kişiye sorunumuzu bildirdik. konu ile ilgili bizi bilgilendiriseniz çok minnettar kalırız.

    saygılarımla

    1. Samet Bey Merhaba;

      eğer işin devamı sırasında başka bir yerde çalıştıysanız yapacak bir şey yok. Ancak işten ayrıldıktan sonra bir başka yerde çalışmanız varsa o zaman durum değişir. Burada yazılı maddeler yasaya ve Yargı kararlarına göre geçerli olmadığından yazılmamış sayılır ve rekabet yasağı da ortadan kalkar.

      Not: Karşı tarafın kaç avukatının olup olmadığı önemli değil. Siz anlaştığınız avukat arkadaşımıza güven duyuyorsanız, tek bir kişi dahi yeterli olur.

      Av. Eren Evren

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir