Yabancı Uyruklu İşçilerin Açacağı Hizmet Tespit Davaları

Hizmet tespit davası, sigorta bildirimi yapılmadan çalışan işçilerin, sigortasız geçen bu sürelerini sigortalı hale getirebilmek için açtıkları davalardır. 

Aylık prim ve hizmet belgesi işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 (beş) yıl içerisinde İş Mahkemesine başvurarak, alacakları ilâm ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları dikkate alınır.

İşçinin hizmet tesit davası açtığı varsayımında fiili çalışma, her türlü delille ispat edilebilir. Çalışmanın varlığını ispat edecek herkes tanık gösterilebilecek olmasına rağmen , Yargıtay tanık olarak özellikle çalışıldığı iddia edilen dönemde işyerinde çalışmış bulunan bordro tanıklarının (aynı dönemde Sosyal Sigortalar Kurumuna bildirimi yapılmış olan diğer işçilerin) dinlenilmesi ile birlikte işyerinde çalışan bordro tanığı bulunması halinde dahi çalışmanın tespiti istenilen dönemde işyerine komşu işverenlerin (çalışıldığı iddia edilen işyerinin komşusu olan başka işyeri işverenlerinin) dinlenilmesini de aramaktadır.

Bu konuda, yabancı uyruklu işçilerin durumu ne olacaktır? Hizmet tespiti için aranan şartlar bu kişiler için de geçerli olacak mıdır ? sorularına Yargıtay 21. Hukuk Dairesi’nin 22.05.2017 tarihli 2016/1008 E. 2017/4227 K. sayılı kararı cevap vermektedir. Kararda geçen olaylarda;

Dava; davacının, davalının Meslek Yüksek Okulu’nda 23.07.2001 – 31.12.2013 tarihleri arasında geçen ve davalı Kurum’a eksik bildirilen çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.

Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.

Hüküm davalı ve İhbar Olunan Kurum vekillerince temyiz edilmiştir.

Yargıtay 21. Hukuk Dairesi kararı incelemiş ve şu şekilde karar vermiştir;

Dosyadaki kayıt ve belgelerden;

  • Davacının Meslek Yüksek Okulu’nda Almanca ve İngilizce derslerine girdiği, davalı Üniversite tarafından 23.07.2001 – 31.08.2002 ve 15.05.2007 – 31.12.2013 tarihleri arasındaki çalışmalarının davalı Kurum’a bildirildiği,
  • Davacının talep ettiği dönemde her yıl davalı Üniversite ile tip sözleşmeleri imzaladığı, davacı tarafından davalı Üniversite’ye verilen 31.12.2002 tarihli dilekçe ile; kısa vadeli sigorta kollarına zorunlu olarak tabi olacağının, ancak bunların dışında kalan uzun vadeli sigorta kollarına tabi olmayacağının ve bununla ilgili herhangi bir kesintinin yapılmamasını talep ettiğinin,Yine 14.09.2003 tarihli dilekçeyle maaşından hiçbir sigorta priminin kesilmemesini talep ettiğinin bildirildiği,
  • Davacının ücretlerinden; 2001-2002-2003/Eylül ayına kadar hastalık-kaza-analık primlerinin kesildiği, 2003/Eylül – 2007/Haziran arası ise ücret bordrolarında SSK kesintisi görünmediği, 2007/Haziran – 2008/Ekim ayları arası %8,5 sigorta primi, 2008/Ekim ayından sonra da kısa vadeli sigorta kolları-malullük, yaşlılık ve ölüm-genel sağlık-işsizlik sigortası primlerinin kesildiği,
  • Bordro tanıklarının davacının talep ettiği dönemde çalıştığını beyan ettikleri anlaşılmaktadır.

Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 Sayılı Kanun’un 79/10. ve 5510 Sayılı Kanun’un 86/9. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de, davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu sebeple özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.

yargitay

Bu tespitleri yaptıktan sonra 21.Hukuk Dairesi’ne göre;

Öte yandan; 506 Sayılı Kanun’un 3. maddesinin II-A fıkrasının 4958 Sayılı Yasa’nın 57. maddesiyle yürürlükten kaldırılmadan önceki halinde; malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarının bir işveren emrinde çalışan ve Türk uyruklu olmayan kimselerden, Kurum’dan yazılı istekte bulunanlar hakkında ve istek tarihinden sonraki aybaşından başlanarak uygulanacağı belirtilmiştir. 4958 Sayılı Yasa’nın yürürlüğe girdiği 06.08.2003 tarihinden itibaren bir işveren emrinde çalışan yabancı uyruklu işçiler isteklerine bakılmaksızın tüm sigorta kolları kapsamına alınmıştır.

Mahkemece yapılacak iş; davacının Türk vatandaşı olup olmadığını ve anılan Yasa maddesi gereğince yazılı talebi bulunup bulunmadığını araştırarak varılacak sonuca göre hüküm kurmaktan ibarettir.

Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

O halde davalıların bu yönü amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ

Sigorta bildirimi yapılmadan çalışan işçilerin, sigortasız geçen bu sürelerini sigortalı hale getirebilmek için açtıkları davalara hizmet tespit davası denir. Bu davada talep konusu dönemde kesintisiz çalışma olup olmadığının tespiti için, işyerinin kapsam ve niteliğinin, davacının çalışmaları ile ilgili tüm belgelerin davalı kurumdan getirtilmesi gerekmekte, sigortalının imzasını içeren belgeler yönünden inceleme yapılacağı işyerindeki ve komşu işyerindeki bordro tanıkları dinlenmelidir.

Türk uyruklu olmayanların hizmet akdine dayalı olarak çalışması,  06.08.2003 tarihinden önce isteklerine göre belirlenecek ancak 6.8.2003 tarihinden itibaren ise yazılı istek koşulu aranmaksızın yabancıların çalışmaya başlamaları ile tüm sigorta kolları açısından sigortalı sayılacaktır.

Yabancı uyruklu kişilerin hizmet tespit taleplerinde yapılması gereken şey ise, davacının Türk vatandaşı olup olmadığını ve anılan Yasa maddesi gereğince çalışma tarihine göre 2003 öncesi için yazılı talebi bulunup bulunmadığını araştırılmasıdır

          Av. Gözde Gökçe

           Okyay | Evren 

Avukatlık & Arabuluculuk Ofisi

 

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir