Muvazaa İddiasının İncelenmesi

Muvazaa, Türk Borçlar Kanunu‘nun 19. maddesinde düzenlenmiş olup, tarafların üçüncü kişileri aldatmak amacıyla, kendi gerçek iradelerine uymayan, aralarında hüküm ve sonuç meydana getirmesini arzu etmedikleri, görünüşte bir anlaşma olarak tanımlanmaktadır. Muvazaada, taraflar arasında üçüncü kişileri aldatma kastı bulunmakta ve sözleşmedeki gerçek amaç gizlenmektedir.

Muvazaanın İş Hukukundaki yansıması özellikle asıl işveren ve alt işveren ilişkilerinde görülmektedir. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 2. maddesinin altıncı fıkrasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi; “bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişki” olarak tanımlanmış; aynı maddenin yedinci fıkrasında “asıl işverenin işçilerinin alt işveren tarafından işe alınarak çalıştırılmaya devam ettirilmesi suretiyle hakları kısıtlanamaz veya daha önce o işyerinde çalıştırılan kimse ile alt işveren ilişkisi kurulamaz. Aksi halde ve genel olarak asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaalı işleme dayandığı kabul edilerek alt işverenin işçileri başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi sayılarak işlem görürler. İşletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler dışında asıl iş bölünerek alt işverenlere verilemez” kuralına yer verilmiştir.

İlgili Kanun maddesinden de açıkça anlaşılacağı üzere asıl işveren-alt işveren ilişkisinin geçerli olarak kurulabilmesi için iki işverenin bulunması, mal veya hizmet üretimine ilişkin bir işin varlığı ve asıl işin bölünerek alt işverene verilmesi halinde “işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektirme” unsurunun gerçekleşmiş olması gerekir. Bunun yanı sıra asıl işverenin işçilerinin alt işveren tarafından işe alınarak çalıştırılmaya devam ettirilmesi suretiyle haklarının kısıtlanması veya daha önce asıl işveren tarafından o işyerinde çalıştırılan kimse ile alt işveren ilişkisi kurulması gibi muvazaa kriterlerinin bulunmaması gerekmektedir. Aksi halde alt işveren işçisi başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi sayılarak işlem görecektir.

İş Kanunu’nun 2. Maddesi dayanak gösterilerek düzenlenen Alt İşverenlik Yönetmeliği’nin 12. Maddesinde asıl işveren ile alt işveren arasındaki muvazaalı ilişki bulunduğuna ilişkin iddia incelenirken incelenmesi gereken hususlar düzenlenmiştir. İlgili Yönetmelik maddesi uyarınca muvazaanın incelenmesinde özellikle;

  • Alt işverene verilen işin, işyerinde asıl işveren tarafından yürütülen mal veya hizmet üretimine ilişkin asıl işin yardımcı işlerinden olup olmadığı,
  • Alt işverene verilen işin işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren bir iş olup olmadığı,
  • Alt işverenin daha önce o işyerinde çalıştırılan bir kişi olup olmadığı,
  • Alt işverenin işe uygun yeterli ekipman ile tecrübeye sahip olup olmadığı,
  • İstihdam edeceği işçilerin niteliklerinin yapılacak işe uygun olup olmadığı,
  • Alt işverene verilen işte asıl işveren adına koordinasyon ve denetimle görevlendirilenlerden başka asıl işverenin işçisinin çalışıp çalışmadığı,
  • Yapılan alt işverenlik sözleşmesinin iş hukukunun öngördüğü kamusal yükümlülüklerden kaçınmayı amaçlayıp amaçlamadığı,
  • Yapılan alt işverenlik sözleşmesinin işçilerin iş sözleşmesi, toplu iş sözleşmesi yahut mevzuattan kaynaklanan bireysel veya kolektif haklarını kısıtlamaya ya da ortadan kaldırmaya yönelik yapılıp yapılmadığı hususları göz önünde bulundurulmalıdır.

Aksi halde yargılama sırasında bu hususlar göz önünde bulundurulmaksızın verilecek hükümler eksik inceleme sebebi ile bozulabilecektir.

Nitekim Yargıtay 22. Hukuk Dairesi’nin 16.7.2020 tarihli ve E. 2018/566 K. 2020/9617 sy kararında Yüksek Mahkeme bu incelemelerin yapılmadığı Yerel Mahkeme kararını eksik inceleme sebebi ile bozmuştur. İlgili kararda;

Davacının İddiaları

Davacı vekili, müvekkilinin, davalı …’nün asıl, diğer davalı şirketin alt işveren olarak faaliyette bulunduğu işyerinde çalışmakta iken iş sözleşmesinin davalı tarafından haksız ve ihbar önellerine uyulmadan feshedildiğini, davacının hak ettiği alacaklarının ödenmemesi sebebiyle ihtarnamenin davalıya gönderilmesine rağmen netice alınamadığını ileri sürerek bir kısım işçilik alacağının davalılardan tahsilini talep etmiştir.

Davalı taraf davanın reddini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin Kararı

İlk Derece Mahkemesi, davacı vekilince iş bu dosyada yargılama sırasında muvazaa iddiasında bulunulduğu ve muvazaa hususunun resen araştırıldığını ,davalıları … ve … İnş. Şti olan 30 civarında açılan işe iade davasında yine davacı vekili tarafından muvazaa iddiası gündeme getirildiğini, Mahkemelerce verilen kararların temyizi üzerine Yargıtay ( Kapatılan ) 7. Hukuk Dairesi’nin 2015/39401 esas, 2015/23937 karar sayılı ilamı ve daha pek çok ilamında ( 30 civarında ) davalılar arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğunun tespit edildiğini, muvazaa tespitine ilişkin emsal ilamlar dikkate alınarak yargılamaya devam edildiğini, davacının davalı işyerinde davalı … asıl işveren, davalı … İnş. alt işveren olmak üzere işçi olarak çalışırken iş sözleşmesinin feshedildiğini, davalılar arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğunun kesinleşmiş yargı ilamları ile tespit edildiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararı davalı Türkiye Taşkömürü Kurumu Genel Müdürlüğü vekili istinafa getirmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve re’sen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varılarak, davalının istinaf başvurusunun esas yönünden reddine karar verilmiştir. Kararı davalı Türkiye Taş Kömürü Kurumu Genel Müdürlüğü vekili temyiz etmiştir.

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi’nin kararı

“Asıl işveren-alt işveren ilişkisi ve muvazaa konuları, 5763 Sayılı Yasayla iş kanununda yapılan değişiklikler ve buna bağlı olarak çıkarılan Alt İşveren Yönetmeliğinin ardından farklı bir anlam kazanmıştır. Yönetmelikte “yazılı alt işverenlik sözleşmesinden”söz edilmiş ve çeşitli tanımlara yer verilmiştir. Somut olayda davalılar arasındaki asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaalı olup olmadığının ancak yapılacak inceleme ile anlaşılabileceği açık olduğu halde Yargıtay (Kapatılan) 7. Hukuk Dairesinin konuya ilişkin emsal kararlarının bulunduğu, kararlarda davalılar arasında muvazaa olgusunun kabul edildiği gerekçesi ile, muvazaalı bir asıl işveren alt işveren ilişkisin bulunduğu kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkemenin eksik inceleme ile davalı şirketler arasında muvazaanın bulunduğunun kabulü isabetli değildir.

Mahkemece davalılar arasındaki sözleşme ve şartnameler ile gerekirse tanıklar da yeniden dinlenmek suretiyle davacının tam olarak ne iş yaptığı, davacının çalıştığı sahada davalı …’nün davacı ile aynı işi yapan işçisi bulunup bulunmadığı tespit edilmelidir. Davalılar arasındaki sözleşme konusu işin yapılan asli iş olup olmadığı, asli işlerden ise, teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren bir iş olup olmadığı, yardımcı iş ise davacının hizmet alım sözleşmesine uygun olarak çalıştırılıp çalıştırılmadığı, yaptırılan iş yönünden davacıya emir ve talimatların kim/kimler tarafından verildiği, araç gereçlerin nasıl temin edildiği, asıl işverenin gözetim ve denetim yükümlülüğünü aşacak boyutta ve özellikle yüklenici firmanın işverenlik sıfatını ortadan kaldıracak, onu bordro ya da kayden işveren durumuna sokacak hususların olup olmadığı üzerinde durularak, bu hususlar açıklığa kavuşturulmalı ve özellikle de yüklenici şirket olan … İnşaat ve Ticaret A.Ş nin, işyerinde davalı …’nden ayrı ve bağımsız olarak kendine özgü organizasyon yapısı oluşturup oluşturmadığı hususları şüpheye yer vermeyecek şeklide açıkça usulü dairesince tespit edilmelidir. Belirtilen bu hususlarda herhangi bir araştırma yapılmadan, emsal kararlar bulunduğu gerekçesi ile eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile karar verilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.”

SONUÇ

Asıl işveren alt işveren arasında muvazaalı bir ilişki olduğuna ilişkin iddia incelenirken özellikle;

  • Davacı işçinin tam olarak ne iş yaptığı,
  • Davacı işçinin çalıştığı sahada asıl işverenin davacı ile aynı işi yapan işçisi bulunup bulunmadığı,
  • Davalılar arasındaki sözleşme konusu işin yapılan asli iş olup olmadığı, asli işlerden ise, teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren bir iş olup olmadığı,
  • Sözleşme konusu iş yardımcı iş ise davacı işçinin hizmet alım sözleşmesine uygun olarak çalıştırılıp çalıştırılmadığı, (yardımcı işin yanı sıra asıl işverenin asıl işine mahsus işlerin yaptırılıp yaptırılmadığı,)
  • Yaptırılan iş yönünden davacıya emir ve talimatların kim/kimler tarafından verildiği,
  • Araç gereçlerin kim tarafından nasıl temin edildiği,
  • Asıl işverenin gözetim ve denetim yükümlülüğünü aşacak boyutta ve özellikle yüklenici firmanın işverenlik sıfatını ortadan kaldıracak hususların olup olmadığı,
  • Alt işverenin asıl işverenden ayrı ve bağımsız olarak kendine özgü organizasyon yapısı oluşturup oluşturmadığı hususları incelenmelidir.

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi’nin 16.7.2020 tarihli ve E. 2018/566 K. 2020/9617 sy kararının tam metnine buradaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz.

YAZARIN GÖRÜŞÜ

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi’nin kararı incelendiğinde Mahkeme davalı tarafların öncesinde aynı uyuşmazlık konusuna ilişkin emsal kararlara dayanmanın dahi yeterli olmadığını, İş Kanunu’nun 2. Maddesi ve Alt İşverenlik Yönetmeliği çerçevesinde belirtilen tüm kriterlerin sağlanıp sağlanmadığının tek tek mahkeme tarafından araştırılması gerektiğini açıkça ortaya koymuştur. Kanaatimizce Yüksek Mahkemenin bu kararı kanaatimizce isabetli bir karardır. Çünkü asıl işverenin emsal kararların ardından iş organizasyonunda kanuna uygun bir iyileşmeye gitme ihtimali de bulunmaktadır. Bu incelemeler yapılmadan emsal kararlar üzerinden muvazaaya hükmetmek işverenlik adil yargılanma ve delillerin değerlendirilmesi hakkını da ihlal edecektir.

        Av. Burçak Kandemir

            Okyay | Evren  

 Avukatlık & Arabuluculuk Ofisi

         www.okyayevren.com

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir